Mustafa Kemal Atatürk:(1881) – 10 Kasım 1938), Türk mareşal, devlet adamı ve Türkiye Cumhuriyeti‘nin kurucusu. 1923’ten 1938’deki vefatına kadar arka arkaya 4 kez cumhurbaşkanı seçilen Atatürk, bu görevi en uzun süre yürüten cumhurbaşkanı olmuştur.





Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusuna hizmet eden Atatürk; Çanakkale Cephesi‘nde miralaylığaSina ve Filistin Cephesi‘nde ise Yıldırım Orduları komutanlığına atandı. Savaşın sonunda Osmanlı İmparatorluğu‘nun yenilgisini takiben Kurtuluş Savaşı ile simgelenen Türk Ulusal Hareketi‘ne önderlik etti. Türk Kurtuluş Savaşı sürecinde Ankara Hükûmeti‘ni kurdu, Türk Orduları Başkomutanı olarak Sakarya Meydan Muharebesi‘ndeki başarısından dolayı 19 Eylül 1921 tarihinde “Gazi” unvanını aldı ve mareşalliğe yükseldi, askeri eylemleriyle İtilaf Devletleri tarafından gönderilen askeri güçleri bozguna uğrattı ve Türk milletini zafere götürdü.





Atatürk daha sonra modern, ilerici ve laik bir ulus devleti oluşturmak için politik, ekonomik ve kültürel alanlarda sekülarist ve milliyetçi karakterdeki reformlarını başlattı. Yabancılara tanınan ekonomik imtiyazlar kaldırıldı ve onlara ait üretim araçları ve demiryolları millîleştirildi. Tevhîd-i Tedrîsât Kanunu ile eğitim Türk hükûmetinin denetimine girdi. Seküler ve bilimsel eğitim esas alındı. Binlerce yeni okul inşa edildi. İlköğretim ücretsiz ve zorunlu hale getirildi. Yabancı okullar devlet denetimine alındı. Köylülerin sırtına yüklenen ağır vergiler azaltıldı. Erkeklerin serpuş ve kıyafetlerinde değişiklikler yapıldı. Takvim, saat ve ölçülerde değişikliklere gidildi. Mecelle kaldırılarak yerine seküler Türk Kanunu Medenisi yürürlüğe konuldu. Kadınların sivil ve politik hakları pek çok Batı ülkesinden önce tanındı. Çok eşlilik yasaklandı. Kadınların şahitliği ve miras hakkı erkeklerinkiyle eşit hale getirildi. Benzer şekilde, dünyanın çoğu ülkesinden önce olarak Türkiye’de kadınların ilkin yerel seçimlerde (1930), sonra genel seçimlerde (1934) seçme ve seçilme hakkı tanındı. Ceza ve borçlar hukukunda seküler yasalar yürürlüğe konuldu. Sanayi Teşvik Kanunu kabul edildi. Toprak Reformu için çabalandı. Arap harfleri temelli Osmanlı alfabesinin yerine Latin harfleri temelli yeni Türk alfabesi kabul edildi. Halkı okuryazar kılmak için eğitim seferberliği başlatıldı. Üniversite Reformu gerçekleştirildi. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı yürürlüğe konuldu. Sınıf ve statü farkı gözeten lâkap ve unvanlar kaldırıldı ve soyadları yürürlüğe konuldu. Homojen ve birleşmiş bir ulus yaratılması için Türkleştirme politikası yürütüldü. Türk olmayan azınlıklar kamuoyunda Türkçe konuşmaya zorlandı, Türkçe olmayan toponomiler ve azınlıkların soyadları Türkçeye çevrildi.





Atatürk Cumhuriyet Halk Partisi‘ni Halk Fırkası adıyla kurdu ve ilk genel başkanı oldu. Çok sayıda kamu kurumu onun tarafından veya onun desteğiyle kuruldu. Türkiye’nin ilk yerli uçağı, onun döneminde Vecihi Hürkuş tarafından üretildi.





Birleşmiş Milletler‘in UNESCO örgütü, “olağanüstü bir reformcu olduğunu göz önünde tutarak, özellikle sömürgecilik ve emperyalizme karşı en önce açılan savaşların ilk liderlerinden biri olduğunu kabul ederek, dünya ulusları arasında karşılıklı anlayışın, sürekli barışın kurulması için çalışmalarının olağanüstü bir örnek olduğunu ve tüm yaşamı boyunca insanlar arasında hiçbir renk, din ve ırk ayrımını gözetmeden, bir uyum ve işbirliği çağının doğacağına olan inancını anımsatarak, eylemlerini her zaman barış, uluslararası anlayış ve insan haklarına saygı yönünden yapmış” Atatürk’ü, 100. doğum yılı olan 1981’i tüm ülkelerin oy birliğiyle “Atatürk Yılı” olarak kabul ederek onurlandırmıştır.





Çocukluk ve gençlik (1881-1904)





1839’da Kocacık‘ta doğduğu sanılan babası Ali Rıza Efendi, aslen Manastır‘a bağlı Debre-i Bâlâ‘dandır. Babasının ailesi 14-15. yüzyılda Anadolu’dan bölgeye göç etmiş olan Kocacık Yörüklerindendir. Bazı yabancı kaynaklara göre ise babasının ailesi Arnavutlardandır. Annesinin kökeni ise Karaman’dan Rumeli’ye gelen Türkmenlerdendir.Ailesi ile Selanik‘e göç eden Ali Rıza Bey, burada gümrük memurluğu ve kereste ticareti yaptı. Ali Rıza Bey ayrıca 93 Harbi (1877-78) esnasında yerel birliklerde teğmenlik yapmıştı.





Ali Rıza Bey, 1871 yılında, 1857 yılında Selanik’in batısındaki Langaza‘da çiftçi bir ailede doğan Zübeyde Hanım’la evlenmişti. Mustafa Kemal Atatürk, bu çiftin çocuğu olarak rumî 1296 (miladî 1881) yılında Selanik’te doğmuştur. Samsun’a çıktığı 19 Mayıs tarihini doğum günü kabul etmiştir. Fatma, Ömer, Ahmet, Naciye ve Makbule adlı beş kardeşinin ilk dördü küçük yaşta hayatını kaybetmiştir.





Öğrenim çağına gelen Mustafa’nın hangi okula gideceği konusunda annesi ile babası arasında anlaşmazlık çıkmıştı. Annesi Mustafa’nın Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebine gitmesini istiyor, babası ise o dönemki yeni yöntemlerle eğitim yapan seküler Mektebi Şemsi İbtidai’nde (Şemsi Efendi Mektebi) okumasını istiyordu. En sonunda önce mahalle mektebine başlayan Mustafa, birkaç gün sonra Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Atatürk, okul seçimindeki bu kararı için hayatı boyunca babasına minnettarlık duymuştur.1888 yılında babasını kaybetti. Bir süre Rapla Çiftliği’nde annesinin üvey kardeşi Hüseyin’in yanında kalıp hafif çiftlik işleriyle uğraştıktan sonra -eğitimsiz kalacağından endişe eden annesinin isteğiyle- Selanik’e dönüp okulunu bitirdi. Bu arada Zübeyde Hanım, Selanik‘te gümrük memuru olan Ragıp Bey ile evlendi.





Şimdi müze olan Koca Kasım Paşa Mahallesi, Islahhane Caddesi’ndeki ev 1870’te Rodoslu müderris Hacı Mehmed Vakfı tarafından yaptırılmış ve 1878’de yeni evlenen Ali Rıza Bey tarafından kiralanmıştır ancak o öldükten sonra Mustafa ve ailesi bu evden yanındaki 2 katlı, 3 odalı ve mutfaklı daha küçük eve taşınmışlardır.





Mustafa, seküler bir okul olan ve bürokrat yetiştiren Selânik Mülkiye Rüştiyesi‘ne kaydoldu. Ancak muhitindeki askerî öğrencilerin üniformalarından da etkilenerek -annesinin karşı çıkmasına rağmen-1893 yılında Selânik Askerî Rüştiyesi‘ne girdi. Bu okulda matematik öğretmeni Yüzbaşı Üsküplü Mustafa Sabri Bey, ona anlamı mükemmellik, olgunluk olan “Kemal” adını verdi. Fransızca öğretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Bey (Yücekök), özgürlük düşüncesiyle genç Mustafa Kemal’in düşünce yapısını etkiledi. Mustafa Kemal Kuleli Askerî İdadisi‘ne girmeyi düşündüyse de ona ağabeylik yapan Selânikli subay Hasan Bey’in tavsiyesine uyarak Manastır Askerî İdadisi‘ne kaydoldu. 1896-1899 yıllarında okuduğu Manastır Askerî İdadisi‘nde tarih öğretmeni Kolağası Mehmet Tevfik Bey (Bilge), Mustafa Kemal’in tarihe olan merakını güçlendirdi. Bu tarihte başlayan 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı‘na gönüllü olarak katılmak istediyse de hem idadi öğrencisi olduğu için hem de 16 yaşında olduğundan dolayı cepheye gidememiştir. Bu okulu ikincilikle bitirdi. 13 Mart 1899’da İstanbul’da Mekteb-i Harbiye-i Şahane‘ye girdi. Birinci sınıfı 27., ikinci sınıfı 11., üçüncü sınıfı 1902’de mülazım (bugünkü ismiyle Teğmen) rütbesiyle 549 kişi arasından piyade sınıf sekizincisi (1317 – P.8) olarak bitirdi.Akabinde Erkan-ı Harbiye Mektebi‘ne (Harp Akademisi) devam ederek 11 Ocak 1905’te kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu.





Askerlik (1905-1918)





Erken dönem





Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal, mezuniyetinin ardından merkezi Şam’da bulunan 5. Ordu‘ya staj amacıyla gönderildi. Bu stajında piyade, süvari ve topçu sınıflarında görev aldı. 1905-1907 yılları arasında Şam‘da Lütfi Müfit Bey (Özdeş) 5. Ordu emrinde görev yaptı. İlk stajı 5. Ordu’ya bağlı 30. Süvari Alayı’nda gerçekleşti. Bu dönemde düşük rütbeli stajyer bir kurmay subay olarak Suriye’nin çeşitli bölgelerindeki isyanlarla ilgilenen Mustafa Kemal, “küçük savaş” (gerilla savaşı) üzerine tecrübe kazandı. İsyanlarla uğraştığı dört aydan sonra Şam’a döndü. 1906 Ekim ayında Binbaşı Lütfi Bey, Dr. Mahmut Bey, Lüfti Müfit (Özdeş) Bey ve askerî tabip Mustafa Cantekin ile ‘Vatan ve Hürriyet‘ adlı bir cemiyeti kurduktan sonra ordudan izinsiz Selânik’e gitti. Selânik Merkez Komutan Muavini Yüzbaşı Cemil Bey (Uybadın)’in yardımıyla karaya çıktı ve orada cemiyetinin şubesini açtı. Bir süre sonra arandığını öğrendi ve ona ağabeylik yapan Albay Hasan Bey, Yafa‘ya dönüp oranın komutanı Ahmet Bey’e Mısır sınırında Bîrüssebi’ye gönderildiğini bildirmesini önerdi. Ahmet Bey de Mustafa Kemal’i Bîrüssebi’ye tayin etti ve bir süre sonra topçu staj için tekrar Şam‘a gönderildi. 20 Haziran 1907’de Kolağası (kıdemli yüzbaşı) oldu ve 13 Ekim 1907’de 3. Ordu‘ya kurmay olarak atandı ancak Selânik’e vardığında ‘Vatan ve Hürriyet‘in şubesinin İttihat ve Terakki Cemiyeti‘ne ilhak edildiğini öğrendi. Bu yüzden kendisi de 1908 Şubat ayında İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye oldu (Üye numarası: 322). 22 Haziran 1908’de Rumeli Doğu Bölgesi Demiryolları Müfettişliğine atandı.





23 Temmuz 1908’de Meşrutiyet‘in ilanından sonra Aralık 1908 sonlarında İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından toplumsal ve siyasal sorunları ve güvenlik problemlerini incelemek üzere bugünkü Libya‘nın bir parçası olan Trablusgarp‘a gönderildi. Burada 1908 Devrimi‘nin fikirlerini Libyalılara yaymaya ve buradaki nüfusun farklı kesimlerinden gelenleri Jön Türk politikasına kazanmaya çalıştı.Bu siyasi görevin yanı sıra bölge halkının güvenliği ile de ilgilendi. Kentin dışında yapılan bir savaş tatbikatında Bingazi Garnizonuna önderlik ederek askerlere modern taktikler öğretti. Bu tatbikat süresince isyana meyilli Şeyh Mansur’un evini sararak bölgede sistem karşıtı başka güçlü kişilere örnek olması amacıyla onu kontrol altına aldı. Ayrıca hem kentli insanları hem de kırsal bölge insanlarını korumak için bir yedek ordu planlamaya başladı.





13 Ocak 1909’da 3. Ordu‘ya bağlı Selânik Redif Fırkasının Kurmay Başkanı oldu ve 13 Nisan 1909’da Meşrutiyet‘e karşı 3. Ordu’ya bağlı Taşkışla’da konuşlanmış 2. ve 4. Avcı Taburlarının isyanıyla başlayan, diğer birliklerin katılımıyla genişleyen 31 Mart Ayaklanması‘nı bastırmak üzere Selânik ve Edirne‘den yola çıkarak Mirliva Mahmut Şevket Paşa komutasında 19 Nisan 1909’da İstanbul’a girecek olan Hareket Ordusu‘na bağlı birinci kademe birliklerinin kurmay başkanı oldu. Daha sonra 3. Ordu Kurmaylığı, 3. Ordu Subay Talimgâhı Komutanlığı, 5. Kolordu Kurmaylığı, 38. Piyade Alayı Komutanlığı görevlerinde bulundu.





Stuart Kline’ın Türk Havacılık Kronolojisi kitabına göre, Mustafa Kemal, 1910 yılında Fransa‘da düzenlenen Picardie Manevraları‘na katıldı. Burada yeni üretilen uçakların deneme uçuşuları yapılıyordu. Ali Rıza Paşa, bu uçuşlardan birine katılmak isteyen Mustafa Kemal’i önledi. Ve akabinde uçuş yapan o uçak dönüş esnasında yere çakıldı.Bazı kaynaklar tarafından, bu hikâyeye dayanarak Atatürk’ün uçağa binmekten korktuğu iddia edilse de kitabın yazarı Kline, Atatürk’ün olaydan sonra 3 defa uçağa bindiğinden bahseder.





Mustafa Kemal, dönüşünün ardından 27 Eylül 1911’de İstanbul’da Genelkurmay Karargâhı’nda görev aldı.





Özel Hayatı;





Atatürk’ün kesin doğum tarihi bilinmemektedir. Kendisi de bilmiyordu. Gregoryen takvimi 26 Aralık 1925’ten sonra Türkiye’de kullanılmaya başlanmıştır, doğum tarihi konusundaki karışıklık ise Osmanlı döneminde kullanılan iki takvimden doğmuştur. Bu dönemde kullanılan Hicri takvim ve Rumi takvimin ortak noktaları, Atatürk’ün kaydedilen doğum yılı olan 1296’nın yanında hicri veya rumi olduğunun belirtilmemesi, gregoryen takvimde ay ve yıla bağlı olarak 1880 veya 1881 yılından hangisine denk geldiğinin kesin olarak bulunmasını zor hale getirmiştir. Faik Reşit Ünat araştırmaları sırasında Zübeyde Hanım’ın Selanik’teki komşularını ziyaret etmiş ve bu konuda sorular sormuştur. Aldığı cevaplar çelişmektedir, bazı komşular Atatürk’ün bir ilkbahar gününde doğduğunu söylerken bazı komşular ise kış günü (Ocak veya Şubat) olduğunu iddia etmişlerdir. Atatürk’ün kendisi, annesinin ona bir bahar gününde doğduğunu söylediğini, kız kardeşi Makbule Atadan ise annesinin ona Mustafa Kemal’in fırtınalı bir gecede doğduğunu söylediğini ifade etmişlerdir. Enver Behnan Şapolyo Zübeyde Hanım’ın 23 Kânunievvel 1296’da doğduğunu söylediğini belirterek Atatürk’ün 23 Aralık 1880’de doğduğunu öne sürmüş, Şevket Süreyya Aydemir ise bu tarihin 4 Ocak 1881 olduğunu iddia etmiştir. Şişli Atatürk Müzesi’nde gösterimde bulunan Atatürk’ün son nüfus cüzdanının üzerinde doğum tarihi kısmında 1881 görülebilir haldedir. 1882 doğumlu olan Ali Fuat Cebesoy Şişli’deki evinde kendisinin “Rauf Bey’le ben senin ağabeyin sayılırız. Çünkü ikimiz de senden birer yaş büyüğüz.” diye konuşmasını kaynak göstererek “1881 tevellütlü” olduğunu yazmıştır.





Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı kabul edilen 19 Mayıs tarihinin Atatürk’ün doğum günü olarak kabulü tarihçi Reşit Saffet Atabinen’in bir jestinin sonucudur. Atabinen’in ulusun doğuşu üzerine yaptığı bir jest 19 Mayıs’ın önemini iyi şekilde yansıttığı için Atatürk’ün takdirini kazanmıştır. İzleyen günlerde bir öğretmenin, planladıkları “Gazi Günü” için Atatürk’ün doğum gününü sorması üzerine Atatürk tam tarihi bilmediğini söylemiş ve Gazi Günü için 19 Mayıs’ı önermiştir. Tevfik Rüştü Aras, Atatürk ile yaptıkları günler süren bir araştırmadan sonra doğum tarihi aralığını 10 Mayıs ve 20 Mayıs arasına daralttıklarını söyler. Atatürk bu araştırmadan sonra “Neden 19 Mayıs olmasın?” demiştir. Bu tarih resmî olarak halka ve diplomatik kanallarca diğer ülkelere bildirilmiştir. Ancak bu tarih ilginç bir durum yaratmıştır, 1881 yılının 19 Mayıs günü, Rumi takvimde 1297 yılına denk gelmektedir, ancak kaydedilmiş doğum tarihi Rumi 1296 yılıdır. Rumi 1296 yılı 13 Mart 1880 ile 12 Mart 1881 arasında sürmüştür, bu sebeple alternatif olarak Atatürk’ün doğum tarihi 19 Mayıs 1880 olabilir. Bu sebeplerle ne tarih ne de yıl genel kabul görmemiştir. Mustafa Kemal Derneği eski başkanı Muhtar Kumral 13 Mart 1958’deki bir basın konferansında Atatürk’ün doğum tarihini Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan’ın sözlerine dayanarak 13 Mart 1881 olarak belirlediklerini söylemiştir. Ancak Gregoryen 13 Mart 1881, Rumi 1 Mart 1297’ye denktir, Atatürk’ün doğum yılı ise 1296 olarak kayda geçmiştir, bu sebeple geçerlilik iddiası zan altındadır.





Atatürk’ün Rumi 1296’da doğduğuna ilişkin kayıt bulunsa da, Atatürk’ün doğum gününü net olarak söyleyebilmek için gerekli miktarda kayıt bulunmamaktadır. Atatürk’ün doğum günü Gregoryen 1880 veya 1881’e denk geliyor olabilir. Atatürk’ün doğum günü, kendi onayıyla resmî olarak 19 Mayıs olarak belirlenmiştir. Bu gün Türk Kurtuluş Savaşı‘nın başlangıcı olması sebebiyle önem verdiği bir gündür.





Yani Atamın yaptıklarını anlat anlat bitmiyo kardeşim benden bu kadar dahada çok şey anlatılır yazılır ama sizide sıkmak olmaz devamını öğrenmek istiyorsan beklemede kal yazıcam 🙂





Kaynak;





https://tr.wikipedia.org/wiki/Mustafa_Kemal_Atatürk


Samet Keçici
Araç çubuğuna atla